Donanımlı İnsan

İnsan doğduğu günden itibaren donanımlı hale gelmeye başlar. Bu olayın gerçekleşmesinde ailenin sosyo kültürel yapısı çok büyük önem taşır. Örneğin ailesi müzisyen olan bir çocuğun müzik konusunda bir çok bilgi edinmesi kaçınılmazdır. Müzik konusunda donanımlı hale gelen bu çocuk diğer çocuklardan farklı bir gelişme sergileyebilir. Bu ve benzer özellikleri ailemizden almaya çalışırız. Fakat günümüzde geçim sıkıntısı derdinden aileler çocuklarına kendi yeteneklerini aktaramadıkları görülmektedir. Bu sebeple özellikle gençlerin öğrencilik yıllarında olabildiğince kendilerini donanımlı hale getirmeleri önem arz etmektedir. Herkesin öğrendiği müfredatın dışına çıkarak farklı yetenekler elde etmek hedefimiz olmalı. Örneğin üniversitede okuyan bir öğrenci öncelikle genel eksikliklerini belirlemeli. Bunların başında dil bilmek, bilgisayar kullanmak, bilgisayarda bazı profesyonel programları (PS, Video editing gibi) çok iyi kullanarak gelebilir veya bir spor dalında lisanslı olmak gibi. Eksik yanlarımızı belirledikten sonra bu boşlukları tamamlaya bilecek eğitimler almalıyız.

Genel eksikliklerimizi olabildiğince tamamlamak bizleri akranlarımızdan bir iki adım öne çıkartacaktır. Bunların yanında müzik aleti çalmak veya deneme yazmak gibi hobiler ile donanımlarımızı yani yeteneklerimizi arttırmak bizleri akranlarımızdan daha da öteye taşıyacaktır. Üniversite yıllarında bir proje yazmak veya bir projede görev almak, proje sonuçlarını kongrede sunmak gibi etkinlikler de CV’mizi daha da güçlendirecektir. Bu şekilde birey rakiplerinin önüne geçerek daha rahat ve kaliteli iş bulmanın yanında yaptığı işte bu yeteneklerini kullanarak kaliteli ürünlerin çıkmasına sebep olabilecektir.

Zor veya Kolay yoktur!

zor-kolay

Bu iş zor… Bunu zor yaparsın… gibi cümleleri genelde ya tecrübesiz yada tembel insanların kurduğuna şahit oldum. Kendisi kabiliyetsizlikten veya tembellikten yapamayacağı bir işi başkasının da yapamayacağını düşünerek hemen olumsuz bir tablo çizerler. Bunu yaparken de bilge bir tavır takınarak çok bilmiş havasına girmeyi ihmal etmezler. Bilmedikleri bir şey var ki; o da “zor veya kolay diye bir şeyin olmadığıdır.”

Orta okul veya lise yıllarında hepimizin başına gelmiştir. Matematik öğretmeni tahtaya bir problem yazardı. Tüm sınıf o problem çözmek için yarışırlardı. Daha sonra sınıftan sesler yükselmeye başlardı “uf bu çok zor soru”, “amma zor problemmiş” gibi. Kimse problemi çözemeyince öğretmen tahtaya yaklaşır ve çocuklara anlatarak problemin çözüm yolunu gösterirdi. Bu sefer sınıftaki seslerin değiştiğine şahit olmuşuzdur. “aaaa çok kolaymış”, ”evet basit soru”.

Öğrencilerin zor veya kolaya odaklanıp asıl problemden uzaklaştıkları gibi bizler de çoğu zaman ZOR deyip noktayı koyuyoruz. ZOR veya KOLAY diye bir şey yoktur, fakat BİLMEK veya BİLMEMEK vardır ve bildiğimiz her şey kolaydır.

Etrafımızda “zor” görüşlü insanlara karşı kendimizi yetiştirip konuyu öğrenerek her şeyi “kolay” kılabileceğimizi düşünmeliyiz. Bunun için de donanımlı olmak gerekiyor ki bu hiç de “zor” değil. :)))

Ekibimizden Dr. Alshabaan ile tanışın

Her biri son derece yüksek bir bakım standardı sunan geniş bir profesyonel özel klinik ağımız var. Dr. Alshabaan da bağlantılarımızdan bir tanesidir.

Ekibimizin tıp eğitimi ve eğitiminin derinliği ve kalitesi son yıllarda önemli ölçüde artmıştır ve uygulayıcılar artık yeni becerilerini ve gelişmiş bilgilerini tıp turizmi pratiğine götürebilirler. Medikal turizmde çalışan tüm sağlık personeli iki dillidir.

Kardan adamın düşündürttükleri

Kar yağdı ve yurdum bembeyaz oldu. Bu güzellikle birlikte olmak için dışarıya çıktık ve bir kardan adam yaptık. Epeyce büyük güzel bir kardan adam olmuştu. Üşüdük, kahve içmek için eve gittik. Laf lafı açtı ve güzel bir sohbetin ardından iki saat sonra aynı yere geldiğimizde gördüklerimiz bizi üzdü. Kardan adam yerle bir olmuştu ve yaptığımız kardan adamın yerinde ayak izleri doluydu, belli ki bu bembeyaz, tertemiz kardan yapılmış adam birilerinin hoşuna gitmemişti.

Dokuz sene önce benzer birşekilde bir kardan adamı Amerika’da yapmıştık. Sonra akşam olup yorulunca eve gittik. Sabah kardan adam yerinde mi diye baktığımızda bir de ne görelim! başka birileri bizim kardan adamın yanına aynı boyda arkadaş olsunlar diye başka bir kardan adam yapmış.

Bir medeniyet sorunu yaşadığımız aşikar fakat bunun sorumluları kimler? Peki bu iki toplum arasındaki fark nereden kaynaklanıyor? İlk aklıma gelen bu medeniyetsizliğin sebebinin akademiyadan kaynaklandığı  yönündeydi. Güya Türkiye’nin önde gelen fikir babalarını temsil ediyor akademisyenler. Aslında sokaktaki o yıkıcı, bozucu insan tiplemesi akademisyenlerin durumunu yansıtmıştı. Akademisyenler kendi içlerinde, birbirleriyle bu yıkıcı tavırdan vazgeçmedikçe sokaktaki insan da kardan adamları yerle bir etmekten vazgeçmeyecek gibi gözüküyor. Bilim yapmak yerine dedikodu yapmak marifet olmuş. Allah aşkına bildiğiniz, tanıdığınız akademistenlere bir sorun H indeksleri kaç diye? Bakalım kaçının H indeksi tatmin edici seviyede yüksek çıkacak.

Akademisyenlerin kalitesi H indeks denilen bir ölçü birimi ile tespit edilir. Türkiye’de çoğu akademisyen H indeksi hakkında söz etmek bile istemez veya söz etsen hemen çamur atmaya kalkar. Çünkü H indeks öyle Torpil ile, suçu veya buçu olarak alınacak bir şey değil. Gerçekten çalışan ve kaliteli işler yapıp topluma katma değeri olan bilim insanlarının H indeksi yüksektir. Bana kalırsa bir Doçentin en az 10 ve yeni bir Profesöründe 15 olsun. Maalesef Türkiye’de H indeksi 2-3 olup kendini Profesör olarak tanıtan kalitesiz akademisyenlerin de var olduğu bilinen bir gerçek.

Kardan adamın yanına bir arkadaşını yapacak düzeyde medeni seviyeye gelmek istiyorsak öncelikle H indeksine göre akademisyenlere yetki vermek ve H indeksi iyi olmayanları akademiyadan silmek ile işe başlanabilir.

Çok deperli bir hocam bu hikayemden esinlenerek bir zaman şunları yazmıştı:

Bir kardan adam görünce, yanına bir tane daha yapmak isteyecek şevkte nesiller yetiştirmeliyiz.

(Kıymetli Metin Aytekin hocamızın bir hatırasından esinlenerek. )

Bu yazıyı hazırladığım gün şu haberi gördüm

http://www.hurriyet.com.tr/video/kardan-adami-tekme-ve-yumrukla-yiktilar-41081471?utm_source=t.co&utm_medium=post&utm_campaign=kardan-adami-tekme-ve-yumrukla-yiktilar-41081471&utm_term=post&fbclid=IwAR2nviwyzmyhvrh2aSSN0_2E1YPCiyiHzWyg-M34C2UXYPU14o9ig5PIdcU

Geleneksel yer okçuluğu – Geleneksel Atlıokçuluk ve İcazet üzerine deneme

YAZIYI PDF OLARAK INDIRMEK ICIN BURAYA TIKLAYINIZ

Geleneksel yer okçuluğu – Geleneksel Atlıokçuluk  ve İcazet üzerine deneme

Bu yazı geleneksel okçuluğumuzu atalarımızın yaptığı şekilde sürdürmek için kaleme alınmıştır.

Devamını oku